Düşündüklerimiz

Bu saatten sonra neyi öğrenip neyi yazacağım ben ya

Bunu diyeni utandırmak için güzel örneklerle dolu internet. Özellikle startup olarak başlayıp bir marka üreten kadınlarla dolu güzel ülkemiz, dünyamız..Yazılım dünyasında da farklı değil durum, her şey tek bir olguya bakıyor aslında : başlamak ve ellerini kirletmek.

Okumaya devam edin...

Kadın yazılımcı olmak Türkiye’de de dünyada da ön yargılardan dolayı zor zanaat. Ben şanslı denebilecek azınlıktayım sanırım. Üniversitede okurken de çalışırken de bu tarz durumlarla çok haşır neşir olmadım.

Dünyadaki durumla karşılaştırıldığında Türkiye’de erkek yazılımcı kadın yazılımcı arasında cinsiyetten doğan bir maaş farkı yok. Avrupa’da ve Amerika’da bu fark daha belirgin. Ancak Türkiye’de de başka durumlarla karşılaşmak mümkün. Erkeklere “kız arkadaşın var mı, yakın zamanda evlenmeyi düşünüyor musun?” şeklinde bir sorunun iş görüşmesinde geldiğini zannetmiyorum. Ya da kadın bir yöneticinin kadın bir çalışana üst bir pozisyon teklif etmek yerine aynı pozisyona “Evli o, yakında hamile de kalır, iş kaybı olur” diyerek erkek bir çalışanı getirmeyi tercih ettiğini bilen var mıdır, bilmiyorum. Yine kadın bir yöneticinin, kadın çalışanla yaşadığı “Etek de giysen çok yakışır sana aslen, ancak etek giymezsin sen. Senin tarzındakiler için akılla öne çıkmak daha önemli” şeklindeki bir diyaloğu erkekler iş ortamında duymuyorlardır, eminim. Bu arada bazı kadın yöneticiler için evli olsanız bir derttir, olmasanız ayrı bir derttir. Kadının kadına ettiğini bazen erkek kadına etmiyor cidden. Ama konumuz bu değil.

Okumaya devam edin...

Geçenlerde internette gezinirken Programmers StackExchange‘de malum soru ile karşılaştım:

question

“Neden bu kadar az kadın yazılımcı var?”

Okumaya devam edin...

Psikoloji alanında öğrendiğim en etkilendiğim çalışmalardan biri “Beklenti Etkisi”. Bilim insanları diyorlar ki “eğer yanlış birşeye inanırsan o yanlış doğru olur”. Şöyle bir deney yapmışlar. Bir liseye gitmişler. Öğrencilere IQ testi yapmışlar. Sonra öğretmenlere belli öğrencilerin çok yetenekli olduklarını söylemişler ve bu öğrencilerin isimlerini söylemişler. Bir dönem sonra tekrar geldiklerinde IQ testini yeniden yapmışlar ve bu öğrencilerin IQ’su bu sefer gerçekten de daha yüksek çıkmış. Bu öğrenciler tamamen rastlantısal bir şekilde seçilmelerine rağmen hakikaten daha başarılı olmuşlar.

Bunun ingilizcesi “self-fulfilling prophecy”nin birebir tercümesi “kendi kendini gerçekleyen kehanet”. İngilizcesindeki ismi çok güzel anlatıyor kendini. Olayın kehanetinde bulunarak olayın gerçekleşmesini sağlıyorsunuz. “Bu öğrenciler başarılı” diyerek öğretmenin algısını etkiliyorsunuz. Ve bu sonuçlara yol açıyorsunuz.

Okumaya devam edin...