Yazılımla Nasıl Tanıştım?

Bilge Aslan —  17 Aralık 2016 — Yorum bırakın

Ben yazılımla üniversitede, Bilgisayar Mühendisliği okurken tanıştım. Nasıl daha önce bulaşmadım diye merak ediyorum hep. Kulağıma hiç çalınmadı sanki. (Burada yıllardan bahsetmem önemli gibi geliyor. Çünkü internetin yaygınlaşmasıyla değişti pek çok şey.) Üniversiteye 2004’de başladım. Ama ilk bilgisayarım 1996’da olmuştu. 10 yaşındaydım, komut satırından klasörler arası gezip oyunlarımı çalıştırıyordum bir tek. Ama yazılımın bu işin neresinde olduğunu tam anlamıyla bilmiyordum.

Arayüzü olan bir işletim sistemi kurduğumuzda(kurdurduğumuzda), ayarlardaki her şeyi kurcalamaya başlamıştım. Bir gün çözünürlüğü çok düşürdüm. Ekran yenilendi ve karıncalı bir ekran geldi karşıma! (Televizyonlarda olan gibi!) O görüntü beni çok korkutmuştu. Her şeyi bozdum sandım! Babam gördüğünde dedi ki: “Bilgisayarı masadan düşürmediğin sürece hiçbir şey olmaz.” (“O zaman, kurcalamaya devam!” [Desteğin önemi])

Çocukken polisiye romanları çok severdim. Agatha Christie romanlarının tamamına yakınını okudum. Bazen bir kağıtta ipuçlarını toparlar, katilin kim olduğunu bulmaya çalışırdım. Çözmeyi sevdiğim şeylerden biri de Bilim Teknik dergisinin mantık sorularıydı. (3 kişiden biri doğrucu, biri yalancı birinin de bazen doğru bazen yalan söylediği senaryolar.) Bulmacalar, bulmaca yapısına sahip bilgisayar oyunları… Beni bu tür şeylere yönlendiren birileri olmadığını ama imkan olduğunu ve engel olan olmadığını düşünüyorum. Ama bir şeylerle ne zaman ilgilenmeye başladığının hiç önemi yok. İlgini çekiyorsa, keyif alıyorsan, daha fazla ilgilenip daha çok şey öğrenmemek için bir sebep yok demektir.

Bilgisayar Mühendisliğiyse aklıma ilk şöyle düştü sanıyorum: Benim bir çocukluk arkadaşım var: Sıla. Küçükken rol model gibi bir şeydi benim için. Çocukluk fotoğraflarımda önemli bir yeri var. Ben 7 yaşındayken farklı bir şehre taşındık ama annemler arkadaşlarından hep haber alıyorlardı. Bir gün dediler ki; Sıla ablan Bilgisayar Mühendisliği’ni kazanmış. (“Çok güzel bir meslek olsa gerek bu.” [Rol modelin önemi]) O gün Bilgisayar Mühendisliği benim için çok yüksek bir hedef gibi bir şey oldu.

Bu fotoğrafta görülen 3 çocuk da şu anda yazılım yapıyor. =) Belki bütün bunlara Sıla’nın önden çizdiği yol sebep olmuştur. ^.^

Kocaeli Üniversitesi mezunuyum. Üniversite 1. sınıfın ilk dönemi Pascal’la başladık yazılıma. (2. dönem C ile devam ettik.) O ilk dönemki quizlerde sorulan sorulara karşılık yazdığım küçük kodlarla havalara uçuyordum. Müthiş bir problem çözmüşüm gibi geliyordu. En sevdiğim bulmacaların tarzına benziyordu kod yazmak. Sonrasında da yazılım dışında bir şey yapmayı düşünmedim. (Yalan. =P Elektronik işlerinde de aklım kaldı. Okulum da donanım konusunda çok zayıftı. Bitirme tezimde PIC’dir, sensördür bir şeylerle uğraşıp durmuştum o açlıkla.)

4 yıldır, ses teknolojileri ile ilgili bir arge şirketinde yazılım geliştirici olarak çalışıyorum. Buradan önce de web analytics ürünü geliştirilen bir şirkette çalışmıştım. Yeni mezun olduğumdaysa, oyun yazmalıyım diyerek küçük bir oyun şirketinde çalıstım kısa bir süre. Kısa, çünkü şirket battı. =) Umutsuzluğa kapıldığım, beceremediğimi düşündüğüm pek çok zaman oldu. Ama hiçbir zaman yazılımın benlik bir şey olmadığını düşünmedim.

Ben de Sıla‘ya ve Gülçin‘e meydan okuyorum. Siz de anlatın. Nasıl başladınız? Ne gibi zorluklarla karşılaştınız?

Avatar

Bilge Aslan

Posts Twitter Google+

Yazılım Geliştirici ve Amatör Astronom

No Comments

Be the first to start the conversation.

Yorum yapmak için