Korkuyorum, Öyleyse Varım

Betül Doğru Özmen —  1 Şubat 2015 — 2 Comments

Bu benim hikayem.

Çok değil bir kaç yıl öncesine dek davranışlarımı şekillendiren ana duygunun korku olduğunu artık anlayabiliyorum. Kaybetmekten korkmak, yetememekten korkmak, başaramamaktan korkmak, anlamamaktan korkmak…

Mükemmel olmak gerektiğine inanmak ve mükemmel olmaya çalışmak büyük strese neden oluyor, hem kendimiz için, hem çevremizdekiler için.

Korkunun ve mükemmeli aramanın uzun ve dar tünelinden düşe kalka, yara bere ala ala çıktım. Bugün sorsanız hayatta en önemli şey nedir diye, “En önemli diye bir şey yoktur. Sizin öncelikleriniz vardır.  Zamana ve yere göre,  yaşınıza göre değişen, degişmesi gayet doğal olan öncelikler” derim. Biraz daha ileri gitmem gerekirse, “Tüm önceliklerinizi değerli ve önemli kılan, tutkudur,  aşktır, sevmektir” derim.

Korku bana çok insani ve varoluşsal bir duygu gibi geliyor. Tehlikelere karşı kendimizi savunmamızı, varlığımızı devam ettirmemizi sağlayan temel içgüdümüz. Korkunun fazlası ise bloke edici, engelleyici.

Mesleğimizi seçerken motivasyonumuz neydi? Kimimiz ailemizin yönlendirmesiyle, kimimiz kendi isteğimizle seçtik. Dönem dönem popüler meslekler de oluyor. Ben öğrenciyken Endüstri Mühendisliği böyleydi mesela. Beni bana bıraksalardı, ya İngilizce ile ilgili bir bölüm seçerdim, ya da müzikle. Bu ikisiyle hiç bıkmadan ve hiç korkmadan, tutkuyla, aşkla daima uğraşabilirmişim gibi geliyor. Fakat Fen Liseli’ydik. Mühendis ya da doktor olmalıydık. Aslında bilim insanı olmak üzere yetiştirildik. Ben kendime en yakın gördüğüm mühendisliği, bilgisayar mühendisliğini seçtim. Ortaokul son sınıfta iken, okulda o yıl ilk defa açılan programlama dersini seçmiş ve Commodore 64 kullanarak Basic’le faktoriyel hesabı yapmıştım çünkü. Kod yazmanın da beni mutlu ettiğini o zamanlar farketmiştim.

Yine de, kod yazmayı sevmek korkularımı yenmeme yetmedi. Şimdi daha iyi tanımlayabiliyorum yaşadığımı : Teknik alan korkusuydu bu. Oysa analitik bir zekaya sahip olduğumdan kuşkum olmadığı gibi, eğitim durumum da gayet iyiydi. “Kadınlar bu işi yapamaz” gibi kalıplarla karşılaşmamıştım, ne ailemde, ne iş hayatımda. Tamamen benle ilgili, bana özel şartlardan kaynaklanan bir korkuydu bu.

Öyle ya da böyle, bir şekilde teknik alanda var olmaktan korkan kadınlar var. Öncelikle bunun çok insani bir durum olduğunu kabul etmekle işe başlamak gerek. Farkına varmak, isim koymak problemin çözümünün başlangıcı aslında. Daha sonra hiç bir şey için geç olmadığını farketmek gerekiyor. Ben 42 yaşındayım. Son bir yıldır daha önce hiç düşünmediğim gibi düşünüyor, bakmadığım gibi bakıyorum. Bu başlangıcı yapabilmek için uzun yıllardır yaşadığım şehri ve tüm yaşantımı değiştirdim. Korkmuyor muydum? Hem de ne çok. Fakat içimde bir ses vardı, ileri diyen.

Beynimiz öğrenmeye daima açık. Problem çözdükçe gelişen bir beynimiz var. İnsanın her şeyi öğrenebileceğini öğrendim. Aslında öğrenmeyi öğrendim. Yeterince zaman ayırdığımda ve hedefe odaklandığımda, neyi istiyorsam öğrenebileceğimi gördüm. Defterime öğrenmek istediklerimi, bildiklerimi, eksiklerimi, avantajlarımı yazmıştım. Bir yıl sonra baktığımda, o defterdeki tüm maddeleri “yapıldı” olarak işaretleyebildiğimi görüyorum. Eskişehir Akademik Bilişim’e o defterimle geleceğim. Beni gülümseten, “her şeyi öğrenebilirsin, her hayal ettiğine ulaşabilirsin” diyen defterimle.

Korkuyorsam, demek ki öğreneceğim.

Korkuyorsam, öğrenmeye varım.

Korkuyorum, öyleyse varım.

Avatar

Betül Doğru Özmen

Posts

2 responses to Korkuyorum, Öyleyse Varım

  1. Avatar
    Elif T. Kuş 1 Şubat 2015 at 11:55

    Peki teknik alanda olmak neden korkutucu geliyordu?

    • Avatar

      Çocukluktan gelen bir özgüven meselesi. Fakat kız çocuğu olmakla ilgili değil, bundan eminim. Diğer yandan, kadın olmakla ilgili özgüven eksikliği ve bunu besleyen toplumsal roller, kabuller, dayatmalar da var, ben birebir yaşamış olmasam da. Bunları Eskişehir’deki panelimizde konuşacağız. Dönüşte, konuştuklarımızı burada özetleriz.

Yorum yapmak için